“Ya ruhun ölümü ya yaşam dedi?” Seç birini…

“Bir Saguaro (çölde yaşayan güzel bir kaktüs) delik deşik edilebilir, oyulabilir, devrilebilir, ezilebilir ama yine de yaşar, yine de hayat veren suyu depolar, yine de yabanıl bir biçimde büyüyüp zamanla kendini onarır.”

Sezgilerimi dinlemeyi ihmal etmiştim. Öyle cansız, ışıksız bir hayatım vardı ki hayatımdaki “hiperanormallik” hallerini hissediyor, dile getiriyordum, ama bir türlü eyleme geçemiyordum. Esrarengiz iç görü yeteneğimi, içsel duyumumu, içsel bilişimi -adına ne derseniz deyin- kaybetmiştim belki zarar görmüştü demek daha doğru olabilir. Yaşadıklarıma şimdi uzaktan bakınca, ruhumu yok eden trenin içinden atlayıp kendimi kurtarmak yerine, sırf insan gibi veda edebilmek uğruna atılmayı/itilmeyi beklemişim. Daha fenası öyle bir uyuklama halindeymişim ki trenin hızının bile farkına varmamışım. Hayatın kendi planı bana bir sürü ulak/haberci göndermiş uyuduğum derin uykudan beni uyandıramamış, ben karşılaşmaktan korktuğum gerçeklerden hep kaçmışım. Ve sonunda beni koruyup gözeten hayat çaresiz acının ve korkunun en ham halini alıp yüreğimin tam içine koydu ve beni okyanusta çok büyük bir dalganın içine bıraktı. Ya ruhun ölümü ya yaşam dedi? Seç birini…Dış sesler “ilkini seç, ilkini seç” diye bağırırken, ben ruhum ölmesin diye can haliyle o büyük dalganın içine daldım, akıntıya kapıldım, kıyıya çıkabilmek için soluksuz bir şekilde defalarca suyun içine battım, döndüm durdum, taklalar attım, yaşam savaşı verdim. Suyun karanlık dibinde -kendi psişik çölümün uçsuz bucaksız sessizliğinde- sadece bi an ruhunun ölümüne bu kadar yaklaşmış olanların bilebileceği, hissedeceği hakikat güneş gibi içime doğdu, her bir hücremle gerçeği kucakladım, şükürle minnetle kabul ettim.

Karanlık suya daldığım, sonrasında ne olacağını bilmemeye katlandığım bu uzun süre boyunca tıpkı bir saguaro gibi hareket ettiğimde zedelenmiş içgüdülerim iyileşmeye başladı. Mesele sadece içgüdüsel güçlerine sahip çıkmak, eyleme geçmek ve sonrasında ne olacağını bilmemeye katlanmakmış. Hayatımdaki çoğu şeyin göründüğü gibi olmadığını anladım. İçimdeki yaşlı bilge kadın okyanosun derin karanlığında meselenin tam olarak ne olduğunu, kıyıya varmam için tam olarak sola mı yoksa sağa mı gitmem gerektiğini, ne zaman duracağımı, ne zaman ilerleyeceğimi biliyordu. Bu sefer sadece onu dinledim, dış sesleri susturdum. Ruhum tehdit altındayken olgulardan gerçeği söküp almak için çabaladım. Sonunda kendime uydurduğum masaldan fantezilerden çıkıp dünyevi gerçekliğe gelebildim. Tek başına olma görevini dibine kadar üstlendim, bana destek olmayan değer ve tutumlarımın ölmesine izin verdim, hayatımdaki tehlike, entrika ve politikaların hepsinin farkına vardım ve uyanık olmakla ilgili kendi bilincimi geliştirdim. Hayat/Ölüm/Hayat doğasını yöneten güce teslim oldum. Ölümün hem hayat verici hem de bütün gözyaşlarımın ve kahkahalarımın nedeni olduğunu idrak ettim, her gün yeni bir uyanışla yeni bir ölümle yeni bir doğumla dans ettim, ben dans ettikçe beslendim yeniden canlandım, psişemin daima şirin ve fazla iyi annesinin elini gevşetip bıraktım, bana hayatı, öğrenmem gereken dersleri öğretecek bilge annenin elini sıkıca kavradım. “İyi olmanın, şirin olmanın, nazik olmanın, hayatın şakımasını sağlamayacağını” keşfettim. Kim olduğuma dair öğretilenlerln ölmesine izin verip, gerçek ham kişiliğimin gelişmesine izin verdim. Her durumda kendim gibi davranarak, ne pahasına olursa olsun, kendimi ifade etmeyi öğrenerek(bu hiç bitmeyecek bir süreç!) safdillikten, ruhu yaralayan aşırı hoşgörüden, çok iyi olma/, her konuda uzlaşmaya çalışma/nazik kibar olma halinden-bunlar benim ölçüyü kaçırdığım haller-, anormal olanı normalleştirmeye çalışmaktan, ne zaman yeter demek gerektiğini bilmeme gibi aşırı evcilleşmiş hallerden uzaklaştım. Renkli kalemlerimi alıp sınırlarımı bu sefer herkesin görebileceği -en önemlisi benim görebileceğim-kalınlıkta ve netlikte çizdim , zayıf ve fazla şirin uyumlu safdil Aylin’in ölüp gitmesine izin verince, çok daha güçlü ve akıllı hale geldim ve korkularım da kaybolup gitti…

*Tırnak içindekiler Clarissa Pincola Estes’den alıntıdır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s